YA ASM ÇALIŞANLARININ DURUMU?
11643 defa okundu
11 Mayıs 2019 Cumartesi - 01:10

 

Aile Hekimliği sisteminde görev alanların statüleri, kamu ile ilişkileri hep tartışmalı bir konudur.

 

Kamunun bu statü sorununa bu zamana kadar getirdiği tek düzenleme, 5258 satılı kanunda geçen “aile sağlığı elemanı” tanımını “aile sağlığı çalışanı” olarak değiştirmek olmuştur. Ne aile hekimliği sisteminde çalışan hekimlerin ne de yardımcı sağlık personelinin hukuki statüleri konusunda bir hukuki düzenleme yapılmaktan, ısrarla kaçınılmaktadır.

 

Bu yazıda bu iki grubun dışında kalan ama aile sağlığı merkezlerinde çalışan temizlik elemanı ve sağlık personelinin hukuki durumuna Sağlık Bakanlığı’nın bakışını, bir örnek ile açıklama getirmek istiyoruz.

 

5258 sayılı kanunda herhangi bir şekilde yer almayan, aile hekimliği yönetmeliklerinde de tanımı yapılmayan bu çalışan gurubunun bir ismi dahi yoktur. Biz “asm çalışanı” tanımını kullanmak istiyoruz.

 

Yaptıkları iş bakımından aile sağlığı çalışanları ile asm çalışanları arasında fark var mıdır? Asm çalışanlarının mesleki statüleri nedir? Bu konular bu yazının konusu değildir. 

 

İnceleyeceğimiz somut olayda M.Ç. aile hekimliği sistemi başlamadan önce M.P. Sağlık Ocağında, Kahramanmaraş İl Sağlık Müdürlüğü’nün düzenlediği hizmet alımı ihalesini alan firmaya bağlı (taşeron) olarak, çalışmaya başlamıştır.

 

Aile hekimliği sistemi başlayınca, tabelası M.P. Sağlık Ocağından M.P. Aile Sağlığı Merkezine değişen binada çalışmaya devam etmiştir.

 

Sigorta primlerini artık eski şirketi değil, M.P. ASM de görev yapan aile hekimleri ödemektedir.

 

ASM Çalışanı M.Ç. taşeron firmanım kendisine kıdem tazminatı ödemediğini, Sağlık Bakanlığını üst işveren olarak sorumlu tutarak, kıdem tazminatının ödenmesi için önce arabulucuya sonra da İş Mahkemesine başvurmuştur.

 

Taşeron firma çalışanlarının kıdem tazminatlarından kamunun sorumlu olduğu hukuken tartışılmaz bir gerçektir. Sorun iş akdinin devam edip etmediği, isten haklı bir sebeple ayrılıp almadığı konusunun aydınlatılmasına kalmıştır.

 

Mahkemeye cevap veren Sağlık Bakanlığı savunmasında : “…idarenin ihale makamı olduğu sözleşme ile sağlık ocağında çalıştığı Aile Hekimliği uygulamasına geçtikten sonra da aynı işyerinde Aile Hekimine bağlı olarak çalıştığı….”, “… müvekkil kuruma (sağlık bakanlığı kast ediliyor) bağlı M.P. Aile Sağlığı Merkezinde Aile Hekimlerine bağlı olarak HALEN çalışmaktadır….”, “ … işyeri değişmeyen ve işten haklı sebeple ayrılmayan davacının iş kanunu gereği kıdem tazminatı talebi de kabul edilebilir değildir….” İfadelerini kullanmıştır.

 

 

İş Mahkemesi, Sağlık Bakanlığı’nın özetle kişi halen bize bağlı bir kuruluşta çalışmaya devam etmektedir savunmasına istinaden, davacının halen aynı kurumda çalıştığına hükmederek davayı reddetmiştir.

 

 

 

Sağlık Bakanlığı bu savunması ile aile sağlığı merkezlerinin sağlık ocaklarının devamı olduğunu, asm çalışanlarının daha önce sağlık ocaklarında çalışan taşeron işçiler ile aynı statüde olduğunu, sadece taşeron firmadan aile hekimlerine geçtiklerini kabul etmektedir. Dolayısı ile haklı bir sebeple işten ayrıldıklarında kıdem tazminatından sağlık bakanlığının sorumlu olduğunu dolaylı olarak kabul etmektedir.

 

Yargıtay, asm çalışanlarının kıdem tazminatlarının Sağlık Bakanlığı sorumluluğunda olduğu konusunda zaten kararlar vermektedir.

 

Ama bu karar ve Sağlık Bakanlığı savunması asm çalışanlarının resmi olarak Sağlık Bakanlığı gözünde ve hukuken “taşeron işçi” statüsünde olduğunu göstermektedir. Dolayısı ile asm çalışanları diğer kamu taşeronlarının sahip oldukları tüm haklara sahiptir.

 

Taşeron işçilerin kamuda istihdamı sürecini hatırlayalım. Asm çalışanlarının nihai statüsü hakkında ilginç sonuçlar olacağı sadece bu satırların yazarının aklına gelmediği açıktır.

 

Sizce ne olabilir?