BAKANLIK MI AİLE HEKİMLERİNDEN; AİLE HEKİMLERİ Mİ BAKANLIKTAN KURTULMALI?
175421 defa okundu
20 Aralık 2015 Pazar - 22:20

 

             

 

 

BAKANLIK MI AİLE HEKİMLERİNDEN; AİLE HEKİMLERİ Mİ BAKANLIKTAN KURTULMALI?

 

                Zamanın Maarif Vekili Emrullah Efendi’nin meşhur ifadesi günümüzde “Şu aile hekimleri olmasaydı Sağlık Bakanlığı’nı ne güzel idare ederdim.” şekline dönüşmüştür.

                Yaklaşık 8 aydır Sağlık Bakanlığı’nca Sistemin uygulayıcıları ile diyalog tamamen kesilmiş, Sağlık Bakanlığı içine kapanmış, sahadan uzaklaşılmıştır. Daha önce Sivil Toplum Kuruluşları temsilcileri ile yapılan görüşmeler kesilmiştir.

                Bakanlığın aile hekimliğini yeniden kurgulamaya çalıştığını sağır sultan fark etmiştir. Bu planlamalar yapılırken kimlerin görüşlerine ihtiyaç vardır?

                Bakanlık kendi kafasını kuma gömerek “sahayı tanımak için Sivil Toplum Kuruluşlarına gerek yok!” ütopyasına kapılarak yerel idarecilerden ve kendi dışında temsil kabiliyeti olmayan kişiler ile yaptığı görüşmeleri, saha toplantısı olarak kabul etmektedir.

                Gerçek saha ile görüşmeler tümüyle askıya alınmıştır. Yapılan “sözde” göstermelik görüşmeler gerçeklikten uzak ve verimliliği olmayan konuşmalardan öteye geçememektedir.

                İllerdeki Aile Hekimleri Denekleri yöneticilerini “Biz sizi tanımıyoruz; temsil kabiliyetiniz yok!” demek için toplantıya çağırmada ki ironiyi kim açıklayabilecektir? Madem temsil kabiliyetimiz yoktu neden görüşmek istediniz? Tanımadığınız STK yöneticileri ile neden görüşmek istediniz?

                Hazırlıksız toplantı yaparak temsilcilerin monologlara maruz bırakılmasındaki yönetimsel sorunları aile hekimleri kendi içinde er geç değerlendirecektir. Bu ayrı bir konudur.

                Çok önceden planlanmış bir toplantıya “Tanımadığınız STK temsilcileri yöneticilerini” bireysel olarak çağırarak ne hedeflenmekte veya planlanmaktadır? Sivil toplum Kuruluşu yöneticilerine ödevler vererek,  bu konularda sunum yapmalarını istemek aslında bir “sesi kesme” operasyonu değil midir?

                Sivil Toplum Kuruluşu yöneticileri bu tuzağa düşmemelidir. Tüm Türkiye’yi temsil kabiliyetine sahip iken bireysel temsiliyet ile yetinilmesi kabul edilemez!

                Diyalog her zaman gereklidir ve şarttır. Ama diyalog uğruna monologlara maruz kalmak doğru bir yol değildir.

                Tek taraflı AŞK OLMAZ.