Aile Hekimlerinin İzin Hakları konusundaki son tartışmalar-2
105073 defa okundu
20 Mayıs 2017 Cumartesi - 14:50

Tekrar merhabalar,

Yazımızın geçen haftaki ilk bölümünde;

Aile Hekimlerinin Devlet Memuru veya kamu kurum ve kuruluşlarının sözleşmeli personel pozisyonlarında istihdam edilen Sözleşmeli Personel olmadıkları,

Sunmuş oldukları Aile Hekimliği Hizmetlerinin, kamu hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler olması ve ücretlerinin genel bütçeden ödenmesi nedeniyle “Kamu Görevlisi” olarak kabul edildikleri,

Anayasa uyarınca memur olsun, işçi olsun her çalışanın ücretli yıllık izin hakkının olduğu ve bu hakların kanunlar ile düzenlenmesi gerektiği,

Aile Hekimliği Kanunu’nda ücretli yıllık izin hakkı ile ilgili hiçbir düzenlemenin olmadığı ve geçen 13 yıllık süre içerisinde Kanun’da 5 kez değişiklik yapılmasına rağmen izin hakları konusundaki eksikliğin telafi edilmediği,

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu’nun 05.05.2017 tarihli yazısı ile, izin hakları kullanımıyla ilgili olarak, söz konusu Kanunda düzenleme yapılıncaya kadar, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B maddesi çerçevesinde görev yapan sözleşmeli kamu görevlilerine ilişkin izin hükümlerine göre işlem tesis edilmesinin uygun görülmüş olduğu sizlerle paylaşılmıştır.

 

Bu haftaki yazımızda, Kurumun 05.05.2017 tarihli yazısının Aile Hekimleri ve il halk sağlığı müdürlükleri cephesinde kafa karışıklığına neden olduğu, Aile Hekimlerinin hukuki statülerinin 657 sayılı Kanun’un 4/B maddesinde görev yapan Sözleşmeli Personeller ile aynı olduğu şeklinde yanlış bir düşüncenin hasıl olduğundan bahsetmeyi düşünürken, Kurum tarafından 11.05.2017 tarihinde yeni bir yazı yayınlanmıştır.

Kurum’un son yazısında da sahada yaşanan kafa karışıklığına son verilmesi amacıyla, önceki yazının yargı kararı sonrasında oluşan hukuki boşluğun Kanuni düzenleme yapılıncaya kadar kıyas yoluyla doldurulmasına ilişkin olduğunun altı çizilerek aile hekimliği çalışanlarının izin sürelerinin belirlenmesi ile sınırlı olduğu belirtilmiştir.

Kurum’un her iki yazısında da “… 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B maddesi çerçevesinde görev yapan sözleşmeli kamu görevlilerine ilişkin …” ifadesi kullanılmıştır. Oysa ki 657 sayılı Kanun’un 4/B maddesinin başlığı “Sözleşmeli Personel” olup, söz konusu maddede, Maliye Bakanlığınca vizelenen pozisyonlarda, mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlilerinin “Sözleşmeli Personel” olarak tanımlamaları yapılmaktadır.

Buradaki asli unsur, söz konusu kamu görevlilerinin Maliye Bakanlığı’nca vizelenen pozisyonlara bağlı olarak istihdam edilmeleridir. Oysa ki Maliye Bakanlığının 2012 yılındaki yazısında da belirtildiği üzere, Aile Hekimleri ve Aile Sağlığı Elemanları  için Maliye Bakanlığınca ayrıca pozisyon vizesi yapılmadığı  için sözleşmeli personel pozisyonunda istihdam edilmemektedirler.

Bu nedenle, Kurum yazısında kullanılmış olan “kamu görevlileri” tanımlaması ile Aile Hekimlerinin Anayasa’nın 128. Maddesinde belirtilen “diğer kamu görevlileri” statüsünde oldukları hususunun birbiri ile karıştırılarak, Aile Hekimlerinin hukuki statülerinin de 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4/B maddesinde belirtilen “Sözleşmeli Personel” tanımına uyduğu şeklindeki görüşlerin hatalı olduğunu belirtmek istiyorum.

 

657 sayılı kanun 4/B ile
sözleşmeli çalışma
4924 sayılı kanun ile
sözleşmeli çalışma
5258 sayılı kanun ile
sözleşmeli çalışma
  657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın
Maliye Bakanlığınca
vizelenen pozisyonlarda*,
mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileridir.
Maliye Bakanlığı tarafından
vize edilmiş pozisyonlarda*
 Bakan onayı ile …
Sağlık Bakanlığının önerisi, Maliye Bakanlığının
uygun görüşü
üzerine sözleşme yapılarak…

Kafa karışıklığı yaşanan diğer 2 husus ta, yıllık izinlerin süreleri ve izin sırasında vekalet bırakılıp bırakılmaması ve buna bağlı olarak Hak Edişlerde kesinti yapılıp yapılmamasıdır.

Kurum yazısında, aile hekimliği çalışanlarının hangi sürelerle izin kullanacakları hususunda ilgi genel yazı çerçevesinde işlem tesis edilmesi gerektiği belirtilerek 657 sayılı Kanun’un 4/B maddesine tabi Sözleşmeli Personellerin özlük haklarını düzenleyen 6.6.1978 tarihli Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar konulu Bakanlar Kurulu Kararına atıfta bulunulmaktadır.

Söz konusu Bakanlar Kurulu Kararı’nın 9. Maddesinde, 160 sayılı Devlet Personel Dairesi Kurulması Hakkındaki Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumlarda Sosyal Güvenlik Kurumlarına prim ödemek suretiyle geçen hizmet süresi, bir yıldan on yıla kadar olan personele yirmi gün, on yıldan fazla  olanlara otuz gün ücretli yıllık izin verileceği hüküm altına alınmıştır. Ancak 160 sayılı kanun artık yürürlükte olmadığı için yapılan atıfların, 217 sayılı Devlet personel Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında KHK’nin ilgili maddesine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla sözü edilen 4 üncü madde, 217 sayılı KHK’nin 2. maddesi olarak dikkate alınmalıdır.

217 sayılı KHK’nın 2. maddesi ise şu şekildedir;

Kapsam:
Madde 2 – Bu Kanun Hükmünde Kararname kapsamına giren kamu kurum ve kuruluşları şunlardır:
a) Genel bütçeye dahil dairelerle, katma bütçeli idareler ve bunlara bağlı kuruluşlar,
b) İl Özel İdareleri ve belediyeler, bunların birlikleri ve bunlara bağlı iktisadi müesseseler, işletmeler,
c) İktisadi devlet teşekkülleri, kamu iktisadi kuruluşları ve bunların müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri,
d) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları dışında kalan ve kamu fonu kullanan, özel kanunlarla veya bunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan kamu kuruluşları ve bu nitelikteki bankalar ve bunların en az sermayesinin yarısından fazlasına iştirak suretiyle kurdukları müessese, ortaklık ve iştirakler,
e) Döner sermayeli kuruluşlar ile özel kanunlarla kurulan fonlar ve kefalet sandıkları.

Askeri kurum ve kuruluşların 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu ile ek ve değişikliklerine tabi personeli bu Kanun Hükmünde Kararnamenin kapsamı dışındadır.

Görüldüğü üzere söz konusu kanun maddesinde de  Aile Hekimleri ve Aile Sağlığı Merkezleri ile doğru kıyas yapılabilecek hiçbir husus ta bulunmamaktadır.

Anayasada sık sık altı çizilen “Kanun Önünde Eşitlik” ilkesi yani aynı kanuna tabi kişilerin aynı haklardan yararlanması ilkesi göz önüne alındığında, 5258 sayılı Kanun’da izin hakları ile herhangi bir düzenleme yapılmadan, alt mevzuatlar ve görüş yazıları ile aynı kanuna tabi çalışan Aile Hekimi ve Aile Sağlığı Elemanlarının izin sürelerinde farklı uygulamaya gidilmesinin Anayasaya aykırı olacağına inanmaktayım.

Konumuza gelecek hafta devam etmek dileğiyle…

Yazının ilk bölümü

Yazıya bu linkten ulaşabilirsiniz