696 SAYILI KHK ve İŞÇİ SAĞLIĞI
88160 defa okundu
12 Ocak 2018 Cuma - 01:20

                                                                                                                  

 

Bilindiği üzere 696 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile, çok bilinen adı ile taşeren, hizmet alımı sözleşmesi ile şirketler üzerinden çalışan personele, kamuda sürekli işçi olma hakkı verildi. 

Taşeron olarak çalışan vatandaşlarda büyük sevinç uyandıran bu karar, bir takım idari işlemleri de beraberinde getiriyordu. Daha yönetmelik yayınlanmadan bürokrasiye hakim, "sorunu çözmekten çok, sorumluluğu baştan savma" odaklı anlayış harekete geçti. Taşeron olarak çalışanlardan garip evraklar istenmeye başlandı.

Taşeron işçilerden alelacale " doktor imzalı bir kağıt " getirmesi istendi. Vurun abalıya misali adres olarak da aile hekimlikleri gösterildi. Bu süreçte neler olmadı ki?

-İşçiler aile hekimliklerine hücum etti, ne de olsa kelli, felli adamar öye söylemişti, hatta hağıda yazmıştı.

- Aile Hekimleri kanunları uyguladı. "İmzalı kağıt" istemenin hukuksuz olduğunu taşeronlara anlattı.

-Bazıları aile hekimleri ile kavga etti.

-Aile hekimleri tehdit edidi.

- Bazı aile hekimlerine olağanüstü hal döneminde olduğu hatırlatıldı.

- Kamuda işçi olmak için, denize düşen yılana sarılır misali, bazı taşeronler ceplerinden para vererek işe giriş raporu aldılar.

-Daha neler, neler...

Nasıl sonuçlandı, Çalışma Bakanlığı açıklama yaptı, yönetmelik yayınlandı, taşeronlera ve dolaylı olarak Aile Hekimlerinbe uygulanan zuüm sona erdi. Taşeronlerdan değil sağlık raporu hiç bir evrak istenmeyeceği açıklandı. Sorun bitti.

Ama şimdilik. 

KHK Ya göre 3 ay içinde idareler sürekiişçiye geçişle ilgii tüm süreci tamamlamak zorunda. Büroksai anlayışımızı ve tecrübelerimizi göz önüne alırsak çok da uzun bir süre kalmadı.

Tekrar aynı sorunların ve karmaşanın yaşanmaması için taşeronlerın sürekli işçi kadrolarına geçişi ile ilgili iş sağlığı ve güveniği işlemleri ile ilgiili mevzuatı, herkesin anlayabişleceği en yalın hali ile bir açıklayalım.

 

Ülkemizde iş güvenliği ve işçi sağlığı konusunda düzenlemeler 6331 sayılı kanunda yer almaktadır. Bu kanunla konunun tün taraflarına ödev ve sorumluluklar verilmeltedir.

 

Kanundan anlaşılacağı üzere işçi sağlığı ve iş güvenliği özel - kamu ayrımı olmadan tüm çalışanlar için geçerlidir. Tüm işverenler bu kanunda ve yönetmeliklerde yazan hükümlere uymak zorundadır.

Kanunla işverenlere verilen zorunlu ödevlerden biri de yanlarında çalıştırdıkler işçilerin sağlık gözetimini sağlamaktır. Bu amaçla her işveren her işçisinin işe girerken muayene edilmesini sağlamak zorundadır.

 

 

Burada amaç, işçilerin verilen işleri yapmaya sağlık yönünden elverişli olup olmadığını tespit etmektir. Bu şekilde iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önüne geçilmeye çalışılmaktadır. Kamuda çalışan taşeronların çok farklı sahalarda görev yaptığını göz önünde bulundurursak her taşeron için aynı raporun geçeri olmayacağını, verilecek raporların yaptıkları işe göre olması gerektiği ortadadır.

Her hizmetin olduğu gibi iş güvenliği ve işçi sağlığı hizmetlerinin de bir maaliyeti vardır. Kanun, burada işçilerin sağlık gözetiminin işverende olduğunu belirttiği gibi bununla ilgili masrafların işverence karşılanması gerektiğini söylemektedir. İşveren, işçisine "Git muayeni ol, sağlık raporunu al, parasını da sen öde." diyemez.

 

 

696 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri açıktır: "... bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren on gün içinde idaresinin hizmet alım sözleşmesinin yapıldığı birimine, sürekli işçi kadrolarında istihdam edilmek üzere yazılı olarak başvurabilirler. ..."

696 KHK İle sürekli işçi kadrolarına başvuranlar 6331 sayılı Kanundaki tüm hükümlere tabidir dolayısı ile de tüm haklara sahiptir. Farklı statüde davranılması açıkça hukuka aykırıdır.

696 KHK Kapsamında istihdam yapacak kamu idareleri, acilen kalan 2 aylık süreyi beklemeden şimdiden tedbir almalıdır.

Yüzbinlerce kişi mağdur edilmemeli, sürekli işçi statüsüne geçecek kişilerin çalıştıklara işe yönelik sağlık muayeneleri yaptırılıp raporlarının alınması için hazırlık yapılmalıdır.

 

 

 

Bu işçilerin iş güvenliği ve muayeneleri için Kamu İdareleri acilen ihale yapmalıdır. Yapmayacaklar ise Sağlık Bakanlığına merkezlerden doğrudan temin ile iş sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerini almalıdır.

Aile Hekimlerinin iş güvenliği ve işçi sağlığı hizmetlerinde bir yükümlülüğü olmadığını artık herkes anlamıştır. 

Sürecin başında yaşanan sıkıntılar tekrar yaşanmamalı, hak sahipleri mağdur edilmemelidir.